
Mustafa DAĞHAN
E-Posta : mustafadaghan@msn.com
Dünya Türkiye’yi Osmanlı’nın devamı ve Müslümanların lideri olarak görürken biz kendimizi nasıl görüyoruz.
Bu çok önemli ve hassas bir konu aslında, çoğu farkında değil belki ama Arap dünyasına bakın Türk dünyasına bakın bizi yani Türkiye’yi kurtarıcı, düşürülememiş son kale olarak lanse ediyorlar.
Kudüslü genç bir yönetmen Muhammed Fatih kısa bir film hazırlamış. İsrailli bir askerin okul çantalı küçük bir çocuğa uyguladığı baskı üzerinden başlayan kısa filmde, Cumhurbaşkanı Erdoğanı canlandıran bir kişiye de yer verilmiş.
Video da Erdoğan’ın Mescid-i Aksaya gidişi Osmanlı vurgusuna atıf yapılarak gösteriliyor.
Kudüsün gündelik yaşamında İsrail askerlerinin Filistinlilere yönelik uygulamalarının anlatıldığı filmde, Cumhurbaşkanı Erdoğan Mescidi Aksaya girerken, Mehmet Akif İnanın “Mescid-i Aksa Şiiri"ni okuyor.
Bu esnada Kudüste zaman dururken, şiirin sonunda Erdoğan başındaki fesi, İsrail askerinin elinden kurtarıp kucağına aldığı Filistinli çocuğa giydiriyor.
Kudüslü genç yönetmen Muhammed Fatihin hazırladığı kısa filmde, Erdoğanın bir süre önce Medeniyet ve Şehirler Konferansında okuduğu, Mehmet Akif İnanın Mescid-i Aksa Şiirinin ilk ve son dörtlüğüne yer veriliyor.
O dörtlük şöyle;
“Mescid-i Aksayı gördüm düşümde
Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu
Varıp eşiğine alnımı koydum
Sanki bir yeraltı nehri çağlıyordu
Mescid-i Aksayı gördüm düşümde
Götür Müslüman’a selam diyordu
Dayanamıyorum bu ayrılığa
Kucaklasın beni İslâm diyordu.”
Peki, dünyada ki Müslümanlar Türkiye’ye böylesine bir misyon yüklemişken bizim çocuklarımız ne yapıyor.
Osmanlı torunları peki ne halde? Bu misyonu kaldırabilecek erdemde mi? Sanmam…!
Zamane gençlerinin son teknolojiye sahip telefonu var ama akraba ile iki kelime konuşamıyor. Fen Lisesini kazanmış ama iki yumurta kıramıyor.
Türkçe ve İngilizce dersleri süper ama evine gelen misafirlere ‘hoşgeldiniz, nasılsınız?’ demiyor.
İnternette her haltı beceriyor ama bakkala ekmek almaya gidemiyor. Anne-babaya her türlü hakareti ediyor ama dışarıda tavuktan korkuyor.
Örf, adet, ahlak, adalet, feraset sıfır. Ne büyüklere saygı, ne küçüklere sevgi kalmış. Ne edep, ne haya kalmış.
Biz böyle mi Osmanlı torunu olacağız? Böyle mi dünya liderliğini üstleneceğiz? Böyle mi yere düşen İslam sancağını yeniden biz kaldıracağız?
Düşmanlarımız toplumun bu hale gelmesinden memnunken, bizi sevenler ise İslam bayraktarı misyonu yüklerken bizde bu misyonlara cevap verebilecek ahlak, adalet ve ferasete sahip olmak zorundayız.
Yeni nesil her ne kadar sıkıntılı gibi gözükse de ailelere bu konuda çok iş düşmektedir. Ailelerin bu konuda çok hassas bir eğitim vermeleri konusunda sanırım hemfikiriz.
Hz. Ömer bir sözüyle konuyu noktalayalım;
“İlim öğrenmek için dergaha gelenlere önce edebi ve ahlakı öğretirdik.” 02 Aralık 2015 Çarşamba 12:06

