Celal Bursalıoğlu


Afyonkarahisar Devlet Hastanesi


Afyonkarahisar Devlet Hastanesi
Celal Bursalıoğlu

Celal Bursalıoğlu

E-Posta : cb.oglu03@gmail.com

Afyonkarahisar Devlet Hastanesine dışardan baktığınız zaman, heybetli görüntüsü, dışarıda araç koymaya yer kalmamış bahçesi, içerde ise kuyrukları Z çizmiş hasta bolluğu.

Hastaların şikâyetlerini birkaç saniyede olsa dinleyen ve ağrı kesici ilaç yazarak gönderen bazı doktorların yanı sıra, hastanın şikayeti üzerine uğraş veren ve tüm tahlilleri yaptırıp değerlendiren bazı doktorların bir arada olduğu bir hastane.

Hastayı insani bir şekilde karşılayan ve çok kibar, nazik, saygılı doktorların yanı sıra, hastaya hakaret ederek aşağılayan doktorlar da ne yazık ki bu hastanede.

Afyonkarahisar Devlet Hastanenin bir de başhekimi var, Uzman Doktor Mehmet Duran. Kişiliği, karakteri ve insanlığı ile sevilen sayılan birisi. Kendisini uzun yıllar önce SSK Hastanesi Başhekimliği döneminden tanırım. Gerçekten hastalar için bulunmayacak bir insan başhekim.

Şimdi ufak ufak konuya gireyim.

Bir Devlet memuru bayan öğretmen hastaya guatr teşhisi konuluyor. Radyoaktif İyot tedavisi için randevu veriliyor. Randevu günü geliyor. Hasta verilen saatte Nükleer Tıpta hazır oluyor.

Devlet Hastanesi Nükleer bölümünde görevli bayan doktor, halk arasında atom denilen radyoaktif iyot ilacını vermeden önce hastaları topluyor ve neler yapmaları veya yapmamaları hakkında bilgiler veriyor.

Yapmamaları gereken her kural 7 gün olarak söyleniyor. Bunlardan bazıları, 7 gün evde başkaları ile yemek yemeyeceksin. 7 gün Hamile bayanlarla görüşmeyeceksin. 7 gün küçük çocuklara yaklaşmayacaksın. 7 gün eşinle yatmayacaksın. Ve devam edip gidiyor.

Doktor hanım bunları söyledikten sonra sorusu olan var mı? diye soruyor. Hasta Bayan öğretmen haklı olarak, “Ben öğretmenim ve küçük çocuklarla sürekli bir aradayım, bana rapor verilecek mi?” diye soruyor.

Nükleer Tıp’ın yetkili doktoru kendisinin poliklinik doktoru olmadığını ve raporu Endokrinoloji Doktoru tarafından alacağını söylüyor. Ayrıca tekrar ilaç verme günü 15 gün sonra olacağından “hemen Endokrinoloji Polikliniğe git,doktorla görüş ve rapor işini çöz acil gel” diyor.

Bayan öğretmen koşarak Endokrinoloji polikliniğine gidiyor. Kapıyı çalıyor ve içeri giriyor. Oldukça nazik ve kibar bir şekilde,

Beni nükleer tıp merkezinden gönderdiler rapor için geldim diyor.

Doktor kaç gün diye hastaya soruyor.

Hasta siz bilirsiniz,ama her türlü yasak 7 gün diye anlattılar diyor.

Doktor Nükleer Tıp merkezini telefonla arıyor ve neden hastaya bilgi vermiyorsunuz, en azından eline bir kağıt yazsaydınız diyor ve sekreterine dönerek 3 gün rapor yaz diye talimat veriyor.

Hasta bayan öğretmen sürekli çocuklarla olduğunu ve her şeyin 7 gün yasak olduğunu söylüyor.

Doktor az dozda iyot alacağını ve 3 günün yeteceğini söylüyor. Öğretmen hasta tekrar edince, “Siz anlamıyor musunuz? Anlama algınız yok mu?” diyerek, bayan bir hastayı hakaretiyle rencide ediyor.

Çaresiz kalan bayan hasta hiçbir şey diyemeden 3 günlük rapora razı geliyor ve hakareti içine atıyor. Hakaret eden doktorda, hakaret edilen öğretmende üniversite mezunu. Fakat doktorun bir koltuğu var, öğretmenin ise sandalyesi.

Şimdi sorumuz şu, o hakaret eden doktor kendi çocuğunun öğretmeni aynı durumda olsaydı çocuğunu rahat bir şekilde okula gönderir miydi?

İnsanların hayatını emanet ettikleri Nükleer Tıp’ın sorumlu doktoru gerçekten rapor verme yetkisi yok mu? Varda sorumluluk mu almıyor?

Doktor olmak çok zor değil, para olduktan sonra okuyamayacağınız üniversite yok, ama adam olmanın ne parası var, nede üniversitesi.

Hz. Ali ne demiş, “Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum.” İki yıl fazla okumak bir bayana veya bir öğretmene hakaret etme hakkınızı vermiyor. Başhekim Uzman Doktor Mehmet Duran’ın bu tür doktorlara sevgi ve saygı üzerine sıkça seminerler vermesi gerekiyor. İnsan ben doktor oldum değil, ben adam oldum demeli. Bu yazım tüm doktorlar için değildir.

Hepinizi Allah’a emanet ediyorum.

 

 

 

     21 Ekim 2018 Pazar 19:27