Rasime Fedakar


Çocukları küçük kurşunlarla öldürürler, değil mi anne?”

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Rasme Fedakar'ın kaleminden...


“Sloganımız şu: Kendinden olanı sev, ötekine saygı göster.”

Aliya İzzet Begoviç

 

Tarihsel süreçte Batı, her zaman kendi düzenini inşa edebilmek için bir düşmana ihtiyaç duymuştur. Günümüzün ABD, Rusya, Çin, AB, Hindistan ve İngiltere’sinin oluşturduğu çok kutuplu dünyasında ise görüyoruz ki en kullanışlı düşman, “İslam” olarak seçilmiştir.

Neydi bu Batı’nın İslam ile derdi? Biraz derinden alalım:

1071 Malazgirt zaferinden sonra Selçuklu Türkleri’nin Anadolu’ya girmesi ile Bizans ve bütün Avrupa devletleri rahatsız oldu. Zira Bizans’ın işgali demek, Türklerin önünün açılması ve Avrupa’ya akınlar düzenlemeleri demekti.

 11.yüzyıl’ın Avrupa’sı da açlık, sefalet, salgın hastalıklar ve artan nüfus oranı ile perişandı, doğunun zenginliklerine kavuşmak ise hayallerini süslüyordu.

Haçlı seferleri,  Müslümanların elindeki kutsal topraklar üzerinde askeri ve siyasi kontrol kurmak için Papaların talep ve vaatleriyle düzenlendi.

Peki çağdaş dünyanın süper gücü ABD  Başkanı George Bush’un 11 Eylül’deki intihar saldırılarının ardından “Terörizme karşı Haçlı Seferi başlattığını” söylemesi, hala dinler arası savaşın kendi vicdanlarında canlı olduğunun kanıtı değil midir?

Katoliklerin ruhani lideri Papa Franciscus, 2013 yılında kendisinin ilk "aziz ilan etme" töreninde, 1480 yılında İtalya’nın güneyinde Osmanlı’ya karşı Otranto’da savaşan 800 Hristiyan’ı aziz ilan etti. Aradan 533 yıl geçtikten sonra, yani yüzyıllar sonra, Otranto ve azizleri neden aziz yapıldı?

Yeni Papa’nın derdi, bir simgeyi ayakta tutma çabası değil midir? İtalya’nın ve Batı Akdeniz’in Türk egemenliği altına girmesi riski, Papalık bilinci açısından asla unutturulmaması gereken bir olaydı da ondan.

Şimdi bakıyoruz da Yunanistan ve Fransa’nın Akdeniz’de oynadıkları oyunlar; hala İslam’ın kılıcı Türkleri köşeye sıkıştırma girişimleridir.

Demek ki, 13. Yüzyıldan beri kendilerine belirledikleri düşman hep aynı: İslam

Ortantoyu fetheden o güzel komutanın da, Afyonkarahisar’ımıza İmaret Camimizi kazandıran  Gedik Ahmet Paşa’dan başkası değildir. Ecdadımıza rahmet olsun.

11 Temmuz 1995 Srebrenitsa Katliamı:  Modern (?) Batının en karanlık yüzü.

Yüzyıllar öncesinde değil, 90’lı yılların ortalarında hem de.

Mesela Türkiye’ye İnternet bağlantısının geldiği 1993 yılı, cep telefonu ile ilk görüşmenin gerçekleştiği 1994 yılı, 5 Nisan 1994 istikrar paketinin uygulamaya koyulduğu yıl. Benim lise yıllarım.

 “Çocukları küçük kurşunlarla öldürürler, değil mi anne?” sözleri hala kulaklarımızda yankılanmıyor mu?

Sırp vahşeti modern Avrupa’dan yüz bulmasaydı, bir soykırım söz konusu olamazdı. Bu da bir din savaşı değil de nedir?

Bilge lider Aliya İzzet Begoviç, ne de güzel özetler:

“Bunu hiç unutma evlat! Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır ve bugünkü refahı; devam edegelen sömürgeciliği, döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur.”

Sömürge imparatorlukları kuran Batı, kendi utanç dolu tarihine bir baksa ya.

Afrika’dan çekilirken bile çekildiği ülkelerde resmi dil ve eğitimini zorunlu tutan Fransa, yıllarca Hindistan’ı ve Afrika’yı yoksullaştıran, köle ticareti yapan İngiltere, kalıcı barışı (?) sağlamak amacı ile  Afganistan’a giren, Körfez Savaşı ile başı tutan Amerika; girdikleri Müslüman topraklarına Aliya’nın dediği gibi kan ve gözyaşı getirmişler, zenginliklerini sömürmüşlerdir. Kadın ve çocuklara reva gördükleri insanlık dışı tutumları anlatmaya kelime yetmez.

Akif’in dediği gibi, medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar…

ABD'nin yine Orta doğu’yu karıştırmak için uyguladığı senaryonun son örneği de terör örgütü DEAŞ'tı. Trump, DEAŞ’ı Obama ve ekibinin kurduğunu bir konuşmasında adeta itiraf etmişti. Yine, ABD’nin gerçekleştirdiği operasyonla Bağdadi’nin imha edilmesi ise “DEAŞ’ın kullanım süresinin bittiğinin bir göstergesidir.

VE 15 TEMMUZ 2016

Amerika’nın yetiştirdiği, bizden gibi görünerek binlerce insanımızın aklını çelen bir haini daha, 1999’dan beri Pensilvanya’da, on dönümlük bir arazide beslemesinin nedeninin ortaya çıktığı gün.

Allah’a binlerce hamd olsun, Türk Milletinin damarlarındaki asil kana yenik düşmüşlerdir. O  habis şeytan da tıpkı Bağdadi gibi yaratıcısı Amerika tarafından imha edileceği günü beklesin.

Bir söz daha:

Yahudileri eleştirenleri antisemitizm yapmakla suçlayan, eşcinselleri eleştirenleri cinsiyetçilikle suçlayan Avrupa, İslam, Müslümanlar ve Peygamberimiz söz konusu olunca yapılan çirkin açıklamaları ve eylemleri fikir hürriyeti olarak değerlendiriyorsa; tespitimiz doğrudur ki İslamafobinin kaynağı, topyekün Batının İslam’ı düşman seçme çabasıdır.

Esen kalın…