
"Massignon, avucundaki karta bir daha baktı, Nurettine dönerek "Demek ki, siz Türksünüz, öyle mi?" diye sordu. Aldığı "evet" cevabı üzerine, başını yukarı kaldırdı, gözlerini yumdu, derin bir âh çekti. Ardından da Fransızca, "Nankör millet, nankör millet!" diye bir şeyler mırıldandı. Sonra Nurettinin gözlerinin içine bakarak açtı ağzını yumdu gözünü; aklına ne geldiyse söyledi: "Yenilik diye, Avrupalı olacağız diye giriştiğiniz bu hareketlerin ne kadar yanlış ve yersiz olduğunu biliyor musunuz? Allah size cennet gibi bir vatan vermiş, şanlı bir tarihiniz, yüce bir dininiz, muhteşem bir kültürünüz, dünyada eşi benzeri olmayan bir mimariniz ve sanat eserleriniz var. Bütün bunları yok sayarak mı yoksa yok ederek mi büyük millet olacaksınız? Kendi kendinizi inkâr ve imha ederek mi Avrupalı olacaksınız? Bu çılgınlığı hiç bir millet yapmadı ve yapmaz. Hele siz hiç yapmamalısınız. Bu size yakışmaz. Buna hakkınız da yok! Siz kendiniz olmalısınız. Bu çılgınlığınıza anlam veremiyorum..." (Emin Işık, Çağdaş Bir Dervişin Dünyası, 33) Fertler ve devletler ağaçlara benzerler… Ağacın kökleri ne kadar derinlere gidiyor ve güçlüyse, dalları da o kadar yükseğe ve yanlara açılır ve köklerin kalınlığı kadar güçlüdür. Kişiyi ve devletleri başarılı kılan 3 temel unsur vardır: 1. Özgüven 2. Zihni arka plan 3. Sosyal Çevre. Bu 3’lü birbiriyle bağlantılı, birbirini destekleyen saç ayağını oluşturur. Zihni arka planınız ne kadar derinse, sosyal çevreniz ne kadar geniş ve değerli insanlardan oluşuyorsa o kadar özgüveniniz olur. Özgüveniniz ne kadar yüksekse bilgiye ulaşmada, soru sormada, araştırmada o kadar cesur olur, zihni arka planı güçlü tutar ve o oranda kıymetli ve geniş sosyal çevre kazanırsınız. Sosyal çevreniz ne kadar kaliteli ve geniş olursa özgüveniniz o kadar yüksek, zihni arka planınız o kadar derinleşir. İnsanın zekası; çevresindekilerin zeka ortalamasıdır. Bu sebeple fert ve millet olarak titreyip kendimize dönüp, bu özellikle batıya karşı ezik psikolojiden çıkıp yeni Ümran hikâyesine olmamız gerekiyor. Toplumlar fertlerden oluşur, bu anlamada fert fert uyanmamız, tarihimizin derinliğinden gelen “İlayikelimetullah=Allah’ın ismini yükseltme” misyonumuza tekrar dönmemiz gerekiyor. Dünya’yı elekten geçiren coronavirüs( covid 19) bu imkân ve şartları sunuyor, fırsat ve imkan kapılarını sonuna kadar açtı. Bu derinden uykuya son verme vaktidir artık! Tarihi Allah yazar, biz sadece nerede rol alacağımıza karar veririz. Muhteşem bir filmin rolleri dağıtılıyor dostlar! Kararınızı çabuk verin. Hangi rolü istiyorsunuz? Başrol mü? Figüran mı?
